28 Haziran 2019 Cuma

Gül

Bir gülü sevdiysen, dikenlerini kesme. Gerçekten, ruhundan istiyorsan eğer, dikeniyle sev.

Gülü sevmek kolay mı? Kim yaklaşırsa, önce bir dikenine denk gelir, nasıl seveceğini bilmiyordur çünkü, neresine dokunacağını. Zamanla anlaşılır ama nasıl sevileceği, öğrenilir, emek verilir. Buna rağmen tekrar dikeni batmışsa gülü suçlama, sen nasıl seveceğini unutmuş olabilir misin?

Gülün dikenlerini budamakla neden zaman kaybedesin? Bir papatyayı sev öyleyse, güle bulaşma boş ver.

Sevdiklerin yolun sonunda...

22 Haziran 2019 Cumartesi

Şimdilik

Her hava kararışında bir dert kaplıyor içimi. Derin derin nefes almaya başlıyorum...

Hele ki bir arkadaşıma yatıya gidiyorsam, onun evine artık gitmiyor oluşum canımı acıtıyor istemsizce.


21 Haziran 2019 Cuma

Evleri Ayırmakla Kalmadık, Kalplerimizi de Ayırdık

Sürgünde gibi hissetmekten hiç alıkoyamadım kendimi. Bu düşünceyi kafamdan atamamıştım Aralık 2018'den bu yana.

Devamını getiremiyorum. Yorulmuşum, şimdi fark ediyorum. Sızlıyor her yanım, kollarım ağrıyor, bacaklarım titriyor.

20 Haziran 2019 Perşembe

2014'ün 10 Kasım'ından Sonra Güzelleşen Hayat Çamura Bulandı...


Bitti sevgili okur. Çok yoruldum, kollarım ağrıdı, hatta bazıları beni suçlu buldu, ben tutunuyorum diye onlar yorulmuş. Olsundu, dayanırdım ama boşaydı tutunuşum. Gelecek görmüyordu. Önüm bembeyaz bir tuvaldi. İlk çiziği bile atılmamış...


1 Yıl Olmuş Bile


Geçtiğimiz yıl bugün, tam da bugün, benim canımın canı dayanamadı ve bizden ayrıldı, uçtu bulutlara kondu...





Ne çabuk geçmiş zaman. Ben olanları daha dün gibi hatılıyorum, onunla yaptığım son konuşmamı dün gibi anımsıyorum. Bir yıldır toprakla beraber, ne ara bir yıl oldu, ne ara? Acısı hâlâ taze, hâlâ yeterince ellerimi açıp, sanki her gün Tanrı'ya onun için dua etmemişim gibi. Daha üzerinden 1 gün geçmiş gibi... Canım anneannem, varsa, umarım huzurlusundur. Biz seni hiç unutmadık, her gün anımsıyoruz ve hiç ama hiç unutmayacağız. Hele ki seninle birlikte yaşayan teyzem sen hâlâ evdeymişsin gibi düşünüyor zaman zaman. 12 Haziran'da, 30 Haziran 2018'deki düğününe çok gitmek istediğin kuzenim doğum yaptı, "Anneme de haber vereyim!" diye heyecanlanıp kaldı teyzem. Sonra parçalandık... Bir torununun düğününü görmeni nasıl da isterdik, hele ki onun çocuğunu görmeni...





Senden 3 gün önce dedem vefat etti, 20 gün sonra da babaannem dedemin yokluğuna dayanamayıp yanına gitti.





Hepsini atlatmışız. Nasıl da geçmiş zaman...


5 Şubat 2019 Salı

Antidepresan Bırakma Süreci #7






Efenim, malum ota boka zam geldi, bir maaşlarımıza gelmedi. Benim antidepresanı doktor yazsa da yazmasa da aynı şekilde ödemesi var. Devletin karşıladığı 3 5 lira bir şey; onu da benden aldığı muayene parasıyla tamamlıyor tekrar zaten.





Aralık ayında, ilacımın bitmesiyle ancak cumartesi günü eczaneye gidebildim ve kçı kırık Cymbalta (60 mg)'ya ne kadar ödeme yaptım?





78 lira.





Benim anksiyetem azalacağına artmaya başladı. Zaten çalışmaya başladığımdan beri doktora yaptığım ödemeler kiram kadar! Yani ya sokakta kalacaksın ya da hasta olacaksın! Hani daha ne kadar zor yaşatabiliriz bu halkı diye devlet kapıları iyi zorluyor.





Hal böyle olunca, ben artık bu ilacı bırakmaya karar verdim. Daha öncesinde, doktor kontrolünde nasıl bıraktıysam, şimdi de aynı şekilde bırakmaya çalışıyorum. Önce Cymbalta 30 mg ve 2 kutu. Daha sonra Anafranil 25 mg 1 kutu. Şimdilik ilk 30'luğun yarısındayım.





Neler oldu?





O gözlerimdeki gıcık his yine geldi. Hoş, ilaç içerken de ara ara oluyordu. Gözlerimi hızlı hızlı sağa sola çevirince, kalbim gözümde atıyor gibi, gözlerim çıkıp geri giriyor sanki, dengemi kaybediyor gibi oluyorum. Bu nedenle kaşlarım çatıklaştı. Biraz da sinir halleri geldi. Örneğin, yavaş internete tahammül edemiyorum artık. Ya da, birisinin ufak bir hareketi bile beni gıcık edebiliyor. Ona da çare buldum; kendimi telkin ediyorum. Hayret edilecek şey, kendime söz geçirebilmeye başladım. Sanırım bunda İstanbullu Gelin'deki psikoterapi sahnelerinin de etkisi var. Ya nasıl güzel yazmışlar o sahneleri! Sanki ben gitmişim terapiye de benimle konuşuyor kadın bazı bölümlerde.





Zaman ilerledikçe, olanları yazacağım. Bakalım bu sefer tekrar başlamadan durabilecek miyim?


5 Ocak 2019 Cumartesi

İhtimal dahilinde

Bazen karşına bir uçurum çıkar,

düşeceğini bile bile yürümeye devam edersin,

"belki denize düşerim de ölmem" diye düşünerek.



O öyle değil işte.

Senin yolun o uçurumun başında bitti.

Başka yol bulacaktın ayak basabilecek.

"Belki"lere kalmayacaktın.

26 Aralık 2018 Çarşamba

Ankara'da Kar Var



Yağmur değil de, kar yağdığı vakit, mutlulukla doluyor yeryüzü sanki.

Bir kere huzur veriyor beyaz rengi. Sonra, kapatıyor insanlığın bıraktığı kirleri. Her taraf bembeyaz, tek renk, tertemiz.

Bundan sanırım huzurla dolmamın nedeni.

İş yerimin mevkisi, henüz kentleşmeye başlayan, gecekonduların daha yeni yeni yıkılmaya başlandığı bir semtte bulunuyor. Etrafta yarı yıkık binalar, çer çöp, pislik, duman, ölü hayvanlar, hayvan pislikleri var kar yokken. Ama kar örtünce üstlerini, belediye sanki temizlemiş gibi geliyor. Pencereden baktığımda daralmıyorum kirlilik yüzünden.

Kar beni ekstra heyecanlandırıyor sevgili okur.

Bir Akdeniz şehrinde büyüdüğümden sanırım.