28 Şubat 2020 Cuma

Lustral'ın İlk Etkileri


Lustral'a başlayalı üç gün oldu sevgili okur. Pek bir olumlu etkisini görmedim (acıkmamam dışında). Bu da Prozac gibi sonradan etkisini gösteren bir ilaç ama Prozac kadar geç göstermiyor. Hemmen olumsuz yönlerini söyleyeyim, çünkü neden? Çünkü yaşasın negatif düşünmek! -_-

Kötü rüyalar görmeye başladım. Nefes nefese kalmış bir şekilde uyanıyorum. Ağzım kurumaya başladı, geceleri burnum tıkanıyor, gün içinde sürekli uykum var. Cedrina'yı tek başına içerken çok güzel uuyku çekiyordum ve gün içinde uykum da gelmiyordu. Tabii bu 4 gün boyunca oldu, çünkü 4. günün sonunda Lustral'e başladım. Bugün yine bacaklarım titredi uyandığımda.
Dün gece yine sağımı solumu yokladım, bir şeyler aradım ve tabii ki de buldum. Psikiyatrım da demişti "Ararsan bulursun ki, her yerimizde bir şey zaten var, ama iyi ama değil.". Nitekim yine bir yerlerimi elleye elleye acıttım cildimi.


Aslında bu şekilde hissetmemin belki birkaç sebebi de vardır. Ailem yine baskı yaptı. Neden böyle hissediyorsun, neyin var, neden anlatmıyorsun diye. Anlatamam ailem. Anlatamıyorum size. Anlatırsam kimsem kalmaz, beni bırakırsınız...

Üstüne, koronavirüsün ülkeye kesin olarak giriş yaptığını öğrendim: Yalova, Van, Mardin ve Gaziantep başta olmak üzere. Yalova'dakini bir arkadaşımdan ses kaydıyda duydum. Ne bileyim belki de sadece panik yaratmak ya da kendilerine takipçi kazandırmak istiyorlardır.

Sonra İdlib'in gerçeğini ve videolarını gördüm bir komutan tanıdığımdan. Titredim, tüm hücrelerim titredi.

Bir de şu sporcu kişiliğinden tekrar uzaklaştım, çünkü kafayı yemiş olduğunu gördüm. Sırf rüyamın hatrına tekrar deneyeyim demiştim. O his pek güzeldi... Neyssss...

İnternetin yavaşlaması da keçili videolar izleyip kendimi rahatlatmamı engelliyor! RuPaul izleyip bulmaca çözüyorum ben de.

27 Şubat 2020 Perşembe

Enteresan Şeyler Oluyor 2

Bir önceki yazımın devamı geldi!
Yakın bir arkadaşımın evine gitmiştim. Üzerimde Kaft'ın sevdiğim bir tişörtü vardı. Asker yeşili renginde, üzerinde kurmalı askerlerle oynayan bir bebek görseli olan bir tişört.
Arkadaşım "Ya ne kadar anlamlı şu tişört." dedi. O gece onda kaldım. Eve geçtiğimde bir mesaj geldi ondan: TİŞÖRTÜN AYNISI INSTAGRAM'DA REKLAM OLARAK KARŞISINA ÇIKMIŞ.



Bu elektronik aletler bizi bizden daha iyi dinliyor sevgili okur. Kendime değil, onlara güvenip daha güçlü.

Ayrıca bu olay da gayet korkutucu. Belki de tek bir "asker" kelimesi geçirdi diye ve ben de "Kaft'ı çok seviyorum" dediğim için karşımıza "Bunu demek istediniz değil mi?" diyerek zart diye reklamını çıkardı.

Tişört de bu:

22 Şubat 2020 Cumartesi

Enteresan Şeyler Oluyor

Telefonlar bizim düşüncelerimizi de mi okuyor acaba diye salak bir düşünce geliştirdim. Bir süredir kalp çarpıntım vardı, yattıkça çoğalıyordu. İnternetten hastalık araştırmamaya da söz vermiştim kendimce. Çünkü anksiyetemi çoğaltıyordu sadece. Dur ya bakacağım dedim ve Google'a yazmaya başladım: yatı...

Bana hemen arama önerdi, ben daha yazacaklarımın ilk kelimesini bile tamamlamamışken: "yatınca başlayan kalp çarpıntısı"! (Muhtemelen daha önce arattığım bir şeydi ve arattığımı silmiştim beynimden. Yeniden aratınca da çat diye karşıma çıktı sonuç.)

 

Bir diğer olay da şöyleydi: Eski sevgili, benim yabancı arkadaşlarımla olan fotoğraflarımı duvardan kaldırmamı istemişti, ben de kaldırıp kitap şeklindeki kumbara kasama koymuştum ve bir daha da açmamıştım. Geçenlerde aklıma geldi ve kasanın anahtarını bulup içindekileri çıkardım. Tekrar duvarıma asmak için masama koydum. Bunları yaparken tek başımayım ve konuşmuyorum. Daha sonra telefonu elime aldım ve karşıma bir reklam çıktı: Kitap Şeklinde Anahtarlı Kumbara Kasa! Ve benimkinin aynısı. Tesadüfe bak, tesadüfe bak!

Birkaç şey daha oldu böyle. Yine bir arama yapmayı düşünürken karşıma çkıverdi arama terimleri. Ama not etmediğim için konuyu tam hatırlayamıyorum.

Ya ben ayakta rüya görmeye başladım ya da aklım karışmaya başladı. Cedrina'yı aldığımdan beri böyle. Enteğesan.

21 Şubat 2020 Cuma

Yine Sevildiğim Bir Rüya


Konuştuğum insanlardan birisiyle bir süredir konuşmamaya başlamıştım, çünkü ayı gibi davranışlar sergilemeye başlamıştı. Ev arkadaşım da onunla konuşmam taraftarı nedense. Sürekli soruyor naptınız diye. Konuşmadım deyince de "E sana müstahak sevgilisizlik!" diye kızıyordu. Sürekli böyle konuştuğundan mıdır nedir, bir gün rüyama girdi kendisi ilk kez. Şöyle ki:

Evinde oturuyoruz. Ev arkadaşımın doğum günüymüş ve bu sporcu kişisinin evine gidiyoruz (Bu arada, bu ikisi gerçekten arkadaşlar eskiden.). Arkadaşlardan biri pasta almış. Ev arkadaşım mutfakta birileriyle sohbet ederken ben de sporcu kişisinin yanında gidiyorum. Bana arkası döük şekilde koltukta oturup tanımadığım biriyle sohbet ediyor. Arkadan sarılıyorum. Sanki bütün negatif yüküm havaya karışıyor o anda. Sonra birden kolunu kaldırıp beni göğsüne yatırıyor, bir eliyle de sarıyor. Dakikalarca öyle kalıyorum. O sohbete devam ediyor, ben de maymun gibi sarılmaya devam ediyorum. Sonra birden kapıyı elinde pasta ve yanan mumlarıyla eski sevgili açıyor. O da doğum günü kutlamaya gelmiş birkaç kişiyle beraber. Pastayı alacak olan arkadaş da oymuş meğerse. Ben hiç pozisyonumu bozmuyorum ilk gördüğüm sırada. Zaten onu orada tanıyan tek kişi benim ev arkadaşımmış. Sanki yüzü düşer gibi oluyor eski sevgilinin ama yanlış gördüm kesin diyerek ev arkadaşımı çağırmaya gidiyorum. Sonra uyanış.

İki duygu çıkardım buradan:
Birincisi; sporcu kişisinin büyüklüğü, gücü ve korumacı tavırları içten içe hoşuma gidiyor. Sarıp sarmalanmak istiyorum. Kendisini tanıdığım kadarıyla zaten böyle bir insan, ama bana karşı öyle olur mu bilemem.

İkincisi; yeni sevgili yüzünden eski sevgiliyi üzmekten korkuyorum, üzülmesin istiyorum bilinçaltımda. Bu düşüncem tamamıyla yanlış bir şey, kendisiyle ne görüşüyorum ne konuşuyorum, sosyal medyada bile görmüyorum. Üzmem mümkün değil, üzülmesi zaten mümkün değil.

Neyse, sonra ben bu sporcu kişisine tekrar yazmaya başladım bakalım. Rüyamın etkisinden kurtulamıyorum. Ben sadece sevgiye ihtiyacı olan bir köpeğim ve o da beni hayatı boyunca seven insanım sanki. Zaten uyanıp rüyayı ve onu düşünmekten bir daha uyuyamamıştım o sabaha karşı.

Aldığım haberlere göre de çok istekliymiş aslında, benimle olmayı istemiş ama ben geç cevap yazıyorum diye sinirlenmiş ve öküz gibi davranmış. Biraz da çekingen gördüğüm kadarıyla. Ben atıyorum adımları hep, o korkuyor. Ya da unutmuş flört etmeyi.

Derken, flört ne güzel bir şey sevgili okur! O heyecan ne kadar enerji verici. Yorgunum kendimi tanıtmaya ya da yeni birini tanımaya veya sevişmeye diyordum ama bir başlayınca devamı geliyormuş, özlemişim.

Ve Sonunda İlaç Değişikliği

Bir süredir, hiç olmadığım kadar kötü hissediyorum. Hayatımda bu kadar derinini yaşadığımı hiç hatırlamıyorum!

Kendimi o kadar sıkıyormuşum ki, kaslarım titriyor. Ayaklarım tutmuyor gibi hissediyorum, ellerim titriyor gibi geliyor, içimde de bir titreme sürekli. Sırf bu nedenle doktora gitmiştim; kansızlık mı, şeker mi, başka bir şey mi nedir diye merak ettim, durumu anlattım. Kan tahlili yaptı. Her şey normal dedi. Hemen bir düşünce: Acaba beynimde mi? Bir de nöroloğa mı gitsem?

Daha önce de bu şekilde bir korku oluşmuştu ve hemen soluğu nöroşirurjide almıştım. Tetkikler yapıldı ve psikiyatra sevkedildim.

Dün kontrol günümdü. Prozac'ın bir etkisini görmediğimi hatta ilaca rağmen daha kötü hissettiğimi anlattım: Kalp çarpıntım, geceleri uyuyamamam, kaslarımın sıkılması ve bir türlü gevşemiş hissedemem, elimin ayağımın titremesi, dişleri sıkma, sürekli uyku hali, yemek yememe ve bir etkinliğe katılmama isteği, boş boş bakınmak ve sadece bakıp uyumak isteği.
Yaşadıklarımı anlattığımda, bunlar doğrultusunda bu şekilde hissetmen normal dedi. Hüngür hüngür bir ağlasam rahatlayacakmışım gibi hissediyorum, öylesine doluyum ama ağlayamıyorum bir türlü, dedim. Bu ilaçlarla ağlayaman pek mümkün değil dedi. Prozac'ı değiştirmeye karar verdik. Lustral'a başlıyorum önümüzdeki günlerde. Prozac'ın vücuttan çıkması birkaç haftayı bulurmuş ama bana yine de bir hafta sonra başlayabileceğimi söyledi. Uykusuzluğum için de Cedrina yazdı. Tranko-buskas'a devam edebilirmişim, sakinleştirici etkisi varmış. 1 ay sonra yine kontrol var.


lustral-50-mg-28-tablet__cid1980__original

Prozac'ı iki gündür almıyorum ve sanki içmeyi unutmuşum gibi bir durum yaratmadı. Cedrina'yı dün 23.30 gibi içtim ve 00.15 gibi çok güzel uyku bastırdı. Daha öncesinde saatlerce yatakta dönerken, kalbimin çarpıntısından uyuyamazken mışıl mışıl uyudum. Ama yine çenemi sıkmışım. Uyandığımda uyuşmuş gibiydi çenem, ki halen öyle. El ayak titremem yoktu uyandığımda. Yemeğimi yedim falan, bir süre sonra yeniden başladı. Parmaklarım titriyor; sanki bir gösteriye çıkacakmışım da onun heyecanı varmış gibi bir etki var üzerimde.

***
Dans gösterilerime çıkmadan önce olurdu bu hep. Gösteri biterdi, sanki dünyayı kurtarmışım gibi bir rahatlama oluşurdu sonra da.
***

Okuduğum kitaplardan Vazgeçebilmek'in çevirisi yüzünden resmen kitaptan soğudum. Belki çeviride değildir sorun, belki de yazar böylesine uzun ve anlaşılması zor cümleler kurmuştur. Ama ilerlemiyor babam! Cümleyi bitirene kadar veya tam idrak edene kadar nefesim tükeniyor. Bir de örnek vererek anlatım var sanıyordum, öyle değilmiş. Şöyle yaparsanız böyle olur, şunu yapmanızın sebebi böyle düşünmenizdir gibi ders veriyor sanki. E ben zaten bunları biliyorum. Bana örnek göster. Kim napmış onları anlat, kendime pay çıkarayım ben de. Örnekleme olmadan verilen bilgi ancak teoride kalıyor, uyarlayamıyorum hiçbir şeye. Neyse, yine de bitirmeye çalışıyorum kitabı. Tabii o bitene kadar araya Vurun Kahpeye, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Anayurt Oteli, Bibliyoman gibi kitaplar girdi ve Vazgeçebilmek'in bitişi uzaklaştı.

Bunların yanında psikoterapiye gitmeye karar verdim. Halen doktor araştırıyorum. Beni anlayabilecek, açık görüşlü bir uzman arayışındayım. Birkaç tane buldum ancak, kimisi için iki buçuk saat yol gitmem gerekiyor, kimisinin de sadece asistanları hasta bakıyor, bir ihtimal kendisi bakabilirmiş ama o da büyük vakalar olması lazım tabii: Cinsiyet değişimi gibi, şizofreni gibi.

cedrina-25-mg-tablet

Ne yazık ki psikolog konusunda kriterlerim var: İşsiz olduğum için ya bir devlet/üniversite hastanesinde ücretsiz muayene olmalı, ya da cüzi bir ödeme gerçekleştirmeliyim. Bu nedenle seçeneklerim çok az. Sağa sola da soruşturuyorum ama insanlar ticarete dökmüşler, bir yandan haklı olarak.

Sonuç olarak, hiç iyi hissetmiyorum. Ara ara ataklar geliyor, eve göktaşı düşecek ya da apartman yıkılacak ve altında kalacağım gibi düşünüyorum. Kafamdan da atamıyorum. Atmak için uyuyorum. Bu sefer de rüyalar geliyor, bir de onlara hızlanıyor kalbim. Böylesine stres HİÇ iyi değil, biliyorum! Stres kalıcı hasarlar bırakacak diye korkuyorum ve bir an önce çaresini istiyorum. Bunun için de çalışmalar devam ediyor işte. Psikiyatrdı, psikologtu, iş arayışıydı vs.

Ha bir de, bana beni ayağa kaldıracak biri lazım artık. Sarıldığımda göğsüne yatıracak, elimden tutup dans edecek, konştuğumda sadece rahatlayacağım, onun da dertlerine çözüm bulacağım biri. Çünkü anlaşılan kendi başıma ayağa kalkamıyorum.