2 Mart 2013 Cumartesi

Koptu koptu!

Koptu koptu! 

Artık kıyamet mi dersin, dananın kuyruğu mu, ödüm mü...
Bir dürüstlük yapıp(dürüstlük mü korku mu üşengeçlik mi tartışılır) bizim doğal gaz sayacının bir süredir düşmediğini bildirdik yetkililere. Eve ilk taşındığımızda 90 metre küp olan gaz, bu ay 50 metre küp olarak duruyordu. Bir haftadır böyle olduğunu fark ettiğimizi söyledik. Görevliler sayacımızı değiştirdi. Tahmin et içinde ne kadar kaldı? 19 metre küp!
Neye yetecek olum lan o?
Korkudan bugünkü duşumu hemen aldım.
Asıl bomba geliyor:
Sayacın bozulduğu andan itibarenki kullanım miktarımız 15 güne kadar elimize gelecek ve işte o zaman biz artık elimizde ne varsa vermeye, satmaya ve yüzme havuzunun duşunda çimmeye başlayacağız.

Bye.

20 Aralık 2012 Perşembe

demiş Mevlana...

"Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla."


-Mevlana


Neyse en azından Mevlana'yı kazandırdı bana.

Bir şey yazdım.


İki kapılı bir hane,

O gelmiş bu gitmiş kime ne?
Hane sahibi değilsen hele,
Bre andaval! Ağzını tut,
Yazık olmasın kellenin içindekine.

19 Aralık 2012 Çarşamba

İki kapılı bir hane, o gelmiş bu gitmiş kime ne?

Ailem de bana koca bulmaya başladığına göre ben olmuşum.
Zamanım da gelmiş. Onların da zamanı gelmiş.

Denis hocacım da evlenmiş.
Sally'ye de bahsetmiştim ondan. Araştırmıştı aramızda bir şey olmadan.

Yar bana bir eğlence.
Bir sevenim olsun hadi be görümce.

22'sindeki parti için Brook'u, Johnson'ı ve Francesca'yı ayarladım.
Yine beş parasız kaldım.

21 aralıktan büyük beklentisi olan Sally, o günden sonra birden değişmeli!
Ah Sukapu, hayal kurmayı acilen kesmelisin.
Sonra kapanmasın kısmetin?




O değil de, bu ıhlamur nasıl güzel söktürüyor!
Lokman Hekim sen çok yaşa. (Ya da her neyse.)
Birden Sally'yle tavla oynadığımız o kafe geldi aklıma her nedense. 

23 Kasım 2012 Cuma

Noldu da birden?

Aura'dan bahsederdik hep...
Yaşam enerjimi sömüren tek şey sevgisizlik amk. Tüm dünyaya verebilecek kadar enerjim vardı güya. Sevginin karşılığını göremeyince, geriye hiçbir şey kalmıyormuş resmen.


Severken ne mutluydum. Ne pozitiftim.
Sonra birden, beni sevdiğini sandığım zat aslında aynı  kulvarda olmadığımızı söyleyince -ki bu bir ay öncesindeydi- bende enerjiye dair hiçbir şey kalmadı.

O değil de, ne oldu da birden çekildin böyle ya?
Hani etrafa verdiğim enerjiye bayılmıştın?
Hani tüm fotoğraflarımı ezberlemiştin?
Arkamdan sarılmalar, sürekli telefonda görüşmek istemeler neydi öyleyse?

Ben sana ilgi göstermeye başlayınca hoop çektin hemen kendini.
Ben sana bağlandıkça sen aramızdaki ipe bıçak dayadın.

Süründürse miydim?
Hiçbir zaman sevgimi göstermese miydim?
SİKLEMESE MİYDİM SENİ?

Keşke öyle yapsaymışım amk.

4 Kasım 2012 Pazar

Hiç senin olmamış bir şeyi kaybedemezsin de.



"Sen onu kaybettin kızım!" dedi. Hoşlanmıştım ama o hiç benim olmamıştı ki.
Olmamış yani.

Nasıl da fark edemedim?



Şimdi sana çok benzeyen birisi var. Senin gibisinden vazgeçemeyeceğim galiba.
Ama bu yanlış ki.
Önüme bakmam gerekmiyor mu?
O sana çok benzeyen kişi de, ondan pek hoşlandığımı biliyor.
Bugün bolca sohbet ettik. Sürekli güldük.
Evet,aynı seninle yaptığımız gibi.


Sen o İzmir'deki aşığına git.

Ben de burada her gün birisiyleyim. Seni unutmak için.



Olmuyor.



Vay be.

Sevgili İzmir'im, aşık olduğum taptığım İzmir'im, kuşanmış ve sevdiklerimi elimden almaya başlamış...





Ben kime kızabilirim ki?




Kendime mesela?

24 Ekim 2012 Çarşamba

Sebepsiz yere bir şey hissedersen...





İnsanlar, onlara ne söylediğinizi unutabilirler.

İnsanlar, onlara ne yaptığınızı da unutabilirler.

Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.